

Aynı kasabanın baskıcı atmosferini soluyan iki zıt karakter: Savunma Avukatı Claire, büyük şehirden gelen, idealist ve kurallara sıkı sıkıya bağlı; ve müvekkili Marcus, cinayetle suçlanan, yerel halk tarafından dışlanmış, hayatta kalmaya çalışan yerel biridir. Kasaba, tıpkı bir hücre gibi, onların hem yaşam alanı hem de hukukun ve önyargının baskı alanı haline gelir.
Hayatta kalmak için (hukuki ve toplumsal olarak aklanmak), Marcus, Avukat Claire’e cinayet anındaki dehşet verici gerçekliği ve anlık hayatta kalma kararlarını anlatır. Claire ise, Marcus’a hukuki sistemin ve kasabanın katı kurallarının ötesindeki “adalet” idealinin fantastik, göz kamaştırıcı hikayesini anlatır. Molina’nın müzikali gibi, bu ideal, onların acımasız gerçeklikten ve kasabanın önyargısından kaçış yoludur.