

“Hasta kızının hayatını kurtarmak için paraya çaresizce ihtiyacı olan işçi sınıfından bir baba, umutsuz bir karar verir: Hayatta kaldıkça ödülün katlanarak büyüdüğü, yeraltı dünyasının gözdesi haline gelmiş, tehlikeli bir ‘seyir sporu’ oyununa katılır.
Bu ölümcül yarışmada, her bir ‘av’ turu, baba için sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir sınavdır. Oyunun acımasız yapımcıları, onun her hareketine bahis oynarken ve kuralları sürekli değiştirirken, babanın peşine dünyanın en yetenekli ve acımasız suikastçılarını takarlar. Kısa sürede, bu oyunun yalnızca para için değil, aynı zamanda yapımcıların karanlık eğlenceleri ve toplumsal sınıf ayrımının acımasız bir gösterisi olduğu gerçeğiyle yüzleşir.
Artık babanın mücadelesi sadece hasta kızını kurtarmakla sınırlı değildir; aynı zamanda insanlık onurunu ve kendi hayatını, onu bir piyon olarak gören güçlü bir sisteme karşı da savunmak zorundadır. Tehlikede olan şey, ödül parasından çok daha fazlasıdır: Ailesinin geleceği, kendi ruhu ve içinde bulunduğu adaletsiz düzenin bozulup bozulmayacağıdır.”