

Filmde, Tokyo’daki umumi tuvaletleri temizleyerek son derece düzenli ve basit bir hayat süren Hirayama’nın yaşadıkları anlatılıyor. Gündelik rutininin ötesinde, o eski müzik kasetlerinden, kitaplardan, ağaçlara ve komorebi’ye (ağaç yapraklarından sızan güneş ışığı) olan sevgisinden beslenir. Geceleri rüyalarında gördüğü rüyalar ve beklenmedik karşılaşmalar, geçmişine dair karanlık izleri ve hayatın karmaşık yapısını ortaya çıkarır. Karanlık, sadece geçmişin değil, insanın seçtiği yalnızlığın ardındaki sessizliğin de bir parçasıdır.
Atmosferiyle izleyiciyi içine çeken Perfect Days, dram ve hayatın anlamına odaklanan felsefi temaları sevenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor.