

Filmde, eşinin aniden ölümüyle hem büyük bir kederin hem de ataerkil bir sistemin ve aile baskısının ortasında kalan 30 yaşındaki Nawal’ın yaşadığı kıran kırana mücadele anlatılıyor. Erkek çocuğu olmadığı için, kayınbiraderi Rıfkı, yasal miras hakkını kullanarak Nawal’ın evine ve kızı Nora’nın velayetine el koymaya çalışır. Kızını ve evini korumak için çaresizce savaşan Nawal, tek çıkar yolun erkek çocuk doğurmak gibi imkansız bir yalan söylemek olduğunu görür. Geceleri duyulan vicdan sesleri, açıklanamayan baskılar ve ailenin sakladığı sırlar, gerçeğe giden yolu giderek daha tehlikeli hale getirir. Karanlık, sadece hukuki boşlukların değil, geleneğin kadınlar üzerindeki sistematik zulmünün de bir parçasıdır.
Atmosferiyle izleyiciyi içine çeken İnşallah Erkek Olur, güçlü toplumsal dram ve psikolojik gerilim temalarını sevenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor.